Bazı vedalar uzun sürer…
Çok kez yazdım sana. Öyle çok konuştum ki! Hırpaladım durdum kendimi ve seni. Biraz zor, her şey bittikten sonra bile, seninle vedalaşmak. Artık saymıyorum kesin bitiş kaç gün önce oldu. Hep hayalini kurduğum o gezegen çok milyon ışık yılı ötedeymiş. Bende yolda heyecanımı ve enerjimi kaybetmişim işte. Birini uyurken bile bıkmadan izlemek, dünyanın en güzel manzarasıymış gibi; karşısında muhteşem bir doğa olayına tanık oluyormuşçasına dağılmak, bunlar seninle sondu. Bazı galaksiler artık görüş alanımda değil, kayboldu. İki sızılı ruhtuk biz. Kırıldığımız yerler aynıydı aslında. Boşluğun doluyor. Yokluğuna da alışılıyor. Eksiklikler gidişinle kapandı. Eksilten senmişsin. Bu iyice anlaşıldı. Kızgın değilim sana. Kırgınım. Beni elimden tutup götürdüğün o çiçekli bahçeyi özlüyorum. Alışmak kötü bu o çiçekli bahçe olsa bile. Bazen aklımın tam ortasında beni izliyorsun. Sesini duyuyorum. Her şey birbirine giriyor o zaman. Burnumun direği sızlıyor. Öğleden sonra bir gün aklıma geliyor. Yüceltmeye gerek yok seni. Sen, hakikaten kimdin ki? Bunları artık takılmadan nefes alabildiğimi bil diye yazdım buraya. Adın herhangi biri oldu bende. Artık gelmiyorsun, birlikte geçtiğimiz yollarda bile. Anla iyice. Çok değerli bir şeyi kaybettin ve hâlâ farkında değilsin. Dene bakalım şansını, ama değerimi anlamadan da geçip gitme yeryüzünden, sonra gökyüzünden, kendi kendinden de geçme. Anla da geç. Hoşçakal sonsuza kadar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder